
Bazı şarkılar altına bir şey yazamayacağım kadar güzel.
Çok acayip şeyler düşünüyorum şu anda. İnsanlar da bir acayip. Böyle cümlelerin arasına kendilerinden üç beş bir şey sıkıştırıveriyorlar ya, hani her yazdıkları söyledikleri şeyin altında kocaman gözümüze gözümüze giren alt yazılar geçiyor. Ama tabi direk söylemiyorlar.
Bu şey gibi. Atıyorum, örnek veriyorum kadının birinin “Ya geçen bizim çiftlik evinde bahçede barbekü yapıyoruz dostlarla, Suat mangalı yakarken yanlışlıkla hop diye havuza düştü ayol gül gül öldük”demesi gibi.
Çaktırmadan, subliminal mesaj tadında bunu yaptıklarını sanıyorlar heralde. Ama o kadar avam bir şekilde bunu yapıyorlar ki, biri omzumu parmağıyla oyarcasına dürtüyormuş gibi hissediyorum.
Olmuyor yani.
İnsan niyetini hiç saklayamayacak kadar aciz bir varlık.
Sanırım az önce bir şarkıya nasıl aşık olunur anladım.
Sokakların sessizliği burnuna çarpıyor.
Her şeyin yerine kendini daha kolay koyabiliyorsun.
Boş yolların,yanıp sönen trafik lambalarının,çöpü karıştıran kedinin,karşı bahçedeki ağacın.
Gündüz dinlediğin şarkıları tekrar dinlediğinde daha bir başka geliyorlar kulağına.
Aklına gelmeyecek her şey bu saati beklemiş gibi bir anda itişe kakışa koşuyor kafanda.
Karanlıkta her şey daha farklı. Daha kolay.
Sessizlikte her şey daha net. Daha keskin.
Yağmur yağar.
Her damla sen olur.
Uçan her martı sensindir aslında.
Ağaç dallarında hışırdayan her yaprak.
Havaya baktığında gördüğün her yıldız.
Kafanı pencereden uzattığında yüzüne vuran rüzgar sensin.
Hayatın her gerçeği hiç olmadığı kadar yalın şimdi,çok daha gerçek.
Biraz müzik dinlersin.Sigara içersin.Kahve içersin.
Ve gün aydınlanır.
Bu herkesin yeni başladığı günün senin için bittiği anlamına gelir.
Yatağa gidersin arkanda kendini sürükleyerek.
Uyursun.
Uyandığında hava kararmaya başlamıştır bile.
Ve her şey yeniden başlar.
Bazı insanlar da işte böyle yaşar.
ipek
06:03.
Neyse ki fotoğraflarını çekebileceğim çok güzel arkadaşlarım var.